Deutsche Bank, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) para politikası normalleşme sürecine ilişkin öngörülerini Haziran’dan Temmuz’a kaydırdı. Merkez Bankası’nın enflasyon raporunda ara hedeflerini artırmasının ardından yabancı analiz şirketlerinin incelemeleri devam ederken, Deutsche Bank’tan gelen son rapor dikkat çekiyor. Ekonomist Yiğit Onay tarafından hazırlanan 15 Mayıs tarihli raporda, TCMB ile ilgili tahminlerin ertelendiği belirtiliyor.
Raporda, Merkez Bankası’nın “bekle-gör” stratejisinin, enflasyon beklentilerindeki bozulmalar nedeniyle daralma gösterdiği vurgulanıyor. Deutsche Bank, TCMB’nin geniş tahmin aralıklarından ziyade belirli nokta tahminlere yönelmesini stratejik bir karar olarak değerlendirdi. Bu yaklaşım, belirsizlik ortamında bankaya esneklik sağlarken, piyasalardaki güvenilirliği de dengeleyeceği ifade ediliyor. Raporda, “Ağır bir arz şoku altında ekonominin daha gerçekçi bir enflasyon yoluna geri dönüşü” şeklinde bir tespit yer alıyor.
Deutsche Bank, TCMB’nin tutumunu “bilinçli bir denge” olarak tanımlarken, ekonomik aktivitedeki yavaşlama, enerji ve gıda fiyatlarındaki artış ile hizmet enflasyonundaki yavaşlama gibi unsurların Merkez Bankası’nın duruşunu kolaylaştırdığını belirtiyor. Ancak, enflasyon beklentilerindeki bozulmanın orta vadede en büyük risk unsuru olduğunu vurguluyor.
Jeopolitik belirsizlikler ve petrol fiyatlarındaki artış nedeniyle para politikasında normalleşmenin geciktiğini ifade eden Deutsche Bank, beklentilerini de gözden geçirerek güncelledi. Daha önce Haziran ayında beklenen “haftalık repo” fonlamasına dönüş süreci, Temmuz ayına ertelendi. Ayrıca, Temmuz’da başlaması öngörülen faiz indirim döngüsünün Eylül ayında başlayabileceği ve yıl sonu politika faizinin yaklaşık yüzde 35 seviyelerinde oluşacağı tahmin ediliyor.
Yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 24’ten yüzde 29’a yükselten Deutsche Bank, Haziran ayındaki olası bir faiz artışını dışlamadığını belirtti. Raporda, Başkan Fatih Karahan’ın, faiz koridoru üzerinden sıkılaşmanın “yeni normal” haline gelmesinden duyduğu rahatsızlığın altı çizildi. Jeopolitik durumun kötüleşmesi halinde, Haziran ayında bir hafta vadeli repo faizinin 300 baz puan artırılarak yüzde 40 seviyesine çıkarılabileceği öngörülüyor. Bu durum, Mart ayından bu yana uygulanan örtülü sıkılaşmanın resmiyete dökülmesi anlamına gelecektir.