bilgiye ve ozgurluge uzanan seruven qlfeDj1i.jpg

Bilgiye ve özgürlüğe uzanan serüven

Maçka Sanat Galerisi’nde açılan “Yasak Ağacın Meyvesi” sergisi, Âdem ile Havva mitini yalnızca bir “ilk günah” anlatısı olarak değil, insanın bilgiye ve özgürlüğe uzanan serüveni olarak ele alıyor.

Maçka Sanat Galerisi, Âdem ile Havva Miti’ni Yeniden Yorumluyor

Melisa Vardal- Maçka Sanat Galerisi, insanlık tarihinin en eski anlatılarından birini, Âdem ile Havva mitini çağdaş sanatın diliyle yeniden yorumluyor. “Yasak Ağacın Meyvesi” adlı grup sergisi, bilgiye uzanan elin bedelini, arzunun üretkenliğini ve yasakla özgürlük arasındaki ince sınırı sorguluyor. Mitoloji ve günümüz düşünsel çalkantılarını buluşturan sergi, çok katmanlı bir okuma sunuyor.

Köklü geçmişe sahip Maçka Sanat Galerisi’ndeki sergi “başlangıç” arzusuna odaklanıyor. Âdem ile Havva’nın mitolojik hikayesinden ilham alan sergi, “ilk günah”ın ötesine geçerek kavramsal bir alan oluşturuyor. Farklı disiplinlerden sanatçıların eserleri, yasakla bilginin etkileyici bir diyaloğa dönüştüğü görkemli bir sergi ortaya koyuyor. Sergideki eserler, bilgiye uzanmanın Tanrı’nın buyruğuna karşı gelen bir meraka, yani risk almaya değer olduğunu vurguluyor.

Tunç Ali Çam’ın “Dolap” adlı eseri, 1950’lerin mutlu aile imgesini, buzdolabında duran bir elma ve dolabın tepesinde bir nükleer patlama sonrası mantar bulutuyla birleştirerek bilginin ve arzunun tehlikeli çekiciliğini vurguluyor. Ömür Tökgöz’ün “Malus” başlıklı mermer elmalar dizisi ise yasakla özgürlük arasındaki sınırı bembeyaz bir dinginlikle sorguluyor. Gönül Nuhoğlu’nun metalik gri tonlardaki omurga heykeli, yaşamla ölüm arasında salınan bir formda insan bedeninin yaratılışla lanet arasındaki ince çizgiyi hatırlatıyor. “Yasak Ağacın Meyvesi” sergisi, bilginin bedelini ödemeye cesareti olan herkese açık bir davet sunuyor. Son gün 1 Kasım’dır.

‘Ya Âdem başka türlü davransaydı?’

Güçlü Polat’ın cam heykeli “What if…” isimli eseri, şeffaf camdan yükselen spiral formun etrafını saran bakır tel ile insanın hatalarını, arzularını ve pişmanlıklarını aynı bedende resmederek bilgiyle suç arasındaki sınırın geçirgenliğini vurguluyor. Bilge Alkor’un figüratif kompozisyonu, mitin özündeki kadın-erkek ikiliğini farklı bir bakış açısıyla ele alıyor. Arzu Eş’in eseri ise mitin yeniden düşünülmesini izleyicilere öneriyor. Âdem ve Havva’nın hikayesi, cezanın değil, yeniden doğuşun, bilginin ve özgür iradenin simgesi haline geliyor.